Kurban İbadeti Üzerine

Güzel dinimiz İslam’ın bize getirdiği ulvi bayramların ikincisi kurban’dır. Kelime anlamı olarak Allah’a yakınlaşmak manasına gelir. İbadet niyetiyle ve usulüne uygun olarak yapılması kurbanın olmazsa olmazıdır. Bunun için maddi olarak gücü yeten kimselerin bu ibadeti yerine getirirken özellikle bu duruma dikkat etmeleri gerekmektedir ki, kurban olsun. Hali vakti yerinde ve bilinçli
her Müslüman’ın buna dikkat edeceği muhakkaktır. Senede bir kere iştirak ettiğimiz bu bayram, İslam dünyası için, insanlık için cereyan eden en önemli ve en güzel hadiselerden biridir.

Niye mi bu kadar önemli kurban? Öncelikle dini bir bayramdır ve İslam’ın biz Müslümanlara hediyesidir. Bu ibadet yardımlaşmayı, paylaşmayı ve kendinden başkasını düşünmeyi öğretir. Yoksul,ama sofrasında et bulundurma imkanı olmayan yüzbinlerce kardeşimizin boğazından geçmesine sebep olduğumuz kurban etleri, bundan mahrumlar için mutluluk kaynağı ve zenginliktir.Bu ibadet,her yönüyle toplumsal duyarlılığı ve kardeşliği öğretir bize.İbrahim’i bir kardeşliktir bu. Hiç tanımasan da bilmesen de yapmış olduğun ibadetten nasiplenen kardeşlerinin sofralarını bereketlendirdin,onları gönlünü şenlendirdin ki, ne mutlu sana. İşte bu ibadet; bize birlik olmayı, kardeşçe yaşamamız gerektiğini ve başkalarını da düşünmemiz gerektiğini bir kez daha hatırlatır,yüzümüze çarpar.Yoksa şu kadar kilo etimiz oldu, hisseye girdiğimiz dananın eti çok çıktı muhabbetiyle sınırlı kalacak kadar sıradan bir olay değildir, unutmayın. Tabi bir de her kurbanda çığırtkanlık yapan yıl on iki ay etin alasını yedikten sonra mesele fakirlerin et yemesine gelince kurban cinayettir diye ortalığı velveleye veren zat-ı şahaneler var. Kurban deyince aklıma onlar geliyor hemen. Onları bayramın
ayrı bir telaşı olarak görüyorum. Çünkü onlar kurban ibadetinin ehemmiyetini bir kez daha bizlere öğretiyorlar.

Yalnız ben o zat-ı şahanelere aldırış etmiyorum. Toplumsal duyarlılığın tavan yaptığı, bereketin, paylaşmanın ve kardeşliğin bayramı kurbanı, en içten ve en samimi duygularımla kutlamaya gayret ediyor,kulak tırmalayıcı seslerine aldırış etmiyorum. Sadece acımakla yetiniyorum. Her kurbanda aynı şeyleri duymak insanı sıkıyor, biraz yenilikçi olun yahu. Elin gavuru köpek keser festival olur,
bir başkası boğaları dövüştürür, yetmez öldürür adı spor olur. Müslümanlar Allah’a kulluklarını yerine getirmek için kurban keser cinayet, katliam olur öyle mi? Hadi oradan hiç inandırıcı değilsiniz. İşte sırf da bu yüzden bu çatlak seslere inat, daha bir sıkı sarılmalıyız kurban ibadetine.Ona gereken özeni fazlasıyla göstermeli,birkaç günlüğüne hanelerimizi şenlendirmeye gelen misafirimizi en iyi şekilde ağırlamalıyız. Herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirirse içimizdeki birlik beraberlik ruhu ve yardımlaşma hisleri artar. Bu da zengin fakir arasındaki uçurumu kapatır, birbirine yaklaştırır. Böylece Müslümanlar olarak ayrı gayrı olmayız, bir bütün oluruz. Bu da özlediğimiz, aradığımız bir tablodur. O zaman bayram, gerçekten bayram olur.

Bu vesileyle pazar günü iştirak edeceğimiz Kurban Bayramı’nın tüm İslam alemine huzur, kardeşlik, barış ve bereket getirmesini temenni eder, bayramınızı en içten duygularımla kutlarım. Bayramınız kutlu olsun.

08.08.2019/ Necati Dilek

Ne Yazmalı?

Evet, bugün ne yazmalı?Kelimelerle haşir neşir olan hemen hemen herkesin bu soruyu kendine sorduğu, oturup düşündüğü olmuştur mutlaka. Biraz sürüncemede kalınsa da bir cevap bulunmuştur elbet. Çünkü hiçbir şey uzun süre belirsizlik içinde kalamaz.Kalmamalı da zaten. Peki bir kalem erbabı, yazar ne yazar durmadan? Her seferinde farklı şeyler yazması gerektiği konusunda hepimizin hem fikir olduğunu düşünüyorum. Çünkü kendini yenilemeyen, kabuğuna kıramayan bir yazarın yazıları bir süre sonra sıkıcı bir hal almaya başlayacaktır. Temcit pilavı gibi aynı şeyleri okumak, kimsenin bayılarak yapacağı bir uğraş olamaz elbette. İnsanlar haklı olarak her zaman farklılık isterler. Bu da kelimeleriyle insanlara ayna olmaya hazırlanan birisinin kendini sürekli yenilemesini gerektirir.Peki kendini yenilemek nasıl mı olur? Cevabı çok basit: bol bol okumak, araştırmak ve gözlemlemek. Bunlar olmazsa bir yazarın yenilikçi olamayacağının altını çizmek isterim.

Buraya kadar her şey güzel, öyle değil mi? Evet, bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Öyleyse gelelim ne yazacağımıza. Her gün, haftada birkaç gün ya da haftada bir gün. Her seferinde ne yazacağım ben? Aslında uzun uzadıya düşünecek bir tarafı da yok. Çünkü yazmak için etrafımızda fazlaca malzeme var.Önce Türkiye’yi,sonra yaşadığınız yeri düşünün. Ülkenizin gündeminde ne var bu
aralar, millet neyle yatıp kalkıyor?Rusya’dan alınan füzeler, ABD’nin yaptırımları,bankaların faiz indirimi, öğretmen atamaları ve zamlar…Bakın bir çırpıda bir sürü konu ortaya çıkardık.Gelin olayı biraz daha daraltalım. Yaşadığınız ilde veya ilçede sizi ilgilendiren neler oluyor onları düşünün. İnsanlar en çok neyi konuşuyor. Şöyle çıkın sokağa bir seyredin insanları, gidin bir kahveye çayınızı yudumlarken kulağınıza yaşadığınız yerle ilgili neler çalınıyor,dikkat kesilin. Akşam eve geldiğinizde kafanızın pek çok konuyla oldu olduğunu göreceksiniz. Size şimdi bunları hemen yazın demiyorum zaten. İsteseniz de başaramazsınız. Elinizde malzeme var ama yeterli değil. Önce bir araştırın bakalım gazeteler, tv kanalları, yazarlar ne diyor bu durumlara. Akıl süzgecinden geçirip biraz da siz kafa yorun bu olaylara. Siz ne düşünüyorsunuz, işte önemli olan bu can alıcı soruya vereceğiniz cevap. Eğer bunu içtenlikle cevaplarsanız yazacak konu aramanıza gerek kalmayacaktır.

Üstelik bunu alışkanlık haline getirip birkaç bir şey okumaya başladıysanız beyniniz devamını isteyecektir. Bir süre sonra; okuyan, gözlemleyen ve araştıran bir beyin olarak fikir sahibi olacaksınız.Fikirler sizde kaldığı sürece hiç önemi yoktur. Bunu başkalarıyla paylaşmak, yani yazmak gerekir. Yazarak dünyaya, insanlara çok önemli bir mesaj vermektesiniz aslında. Bu dünyada ben de benim de düşüncelerim var demektesiniz. Bunu yapmak size olaylara farklı pencereden bakmanızı sağlayacaktır. Varsa niyetinizde kalemle, kelimelerle dünyaya seslenmek pekala yapabilirsiniz. Çünkü insan isteyince her şeyi başarabilir. Çevresinde olup bitenlere duyarlı, gündemi takip eden ve en önemlisi isteyen herkes yazacak bir şeyler mutlaka bulur. Bugün şehrinize plansızca yapılmak istenen jeotermal santralleri yazarsınız, yarın atama bekleyenleri öğretmenleri. Ama şunu asla unutmayın yazacak bir şeyler mutlaka bulunur.Yeter ki siz yazmak isteyin.

2.08.2019/ Nazilli

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑